18 Temmuz 2013 Perşembe

Birleşmiş Milletler Sistemi’nde Kuvvet Kullanmama İlkesi ve Meşru Kuvvet Kullanımı

Birleşmiş Milletler Sistemi’nde Kuvvet Kullanmama İlkesi ve Meşru Kuvvet Kullanımı
Birleşmiş Milletler (BM) sisteminde temelde kuvvet kullanmama ilkesi geçerlidir. 2. Dünya Savaşı’nın tekrara yaşanamasını engellemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak için kurulan BM sisteminde uluslar arası anlaşmazlıkların kuvvet kullanılmadan çözümü esastır. BM Andlaşması’nın bir çok hükmünde bu ilkeye yer verilmiştir. Örneğin BM Andlaşması ‘Giriş’ Bölümünde BM üyelerinin “milletlerararası barış ve güvenliğin muhafazası için kuvvetleri birleştirip”, “müşterek menfaatlerin icapları dışında silah kullanılmamasını sağlayan ilkeleri kabule ve usulleri tesise” kararlı oldukları ifade edilmiştir.

BM’in amaçlarını açıklayan madde 1/1’de de uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması ilk amaç olarak sayılmıştır. Bu amaçları gerçekleştirmede geçerli ilkeler de madde 2’de belirlenmiştir. Madde 2/3 üye devletlerin anlaşmazlıklarını, uluslararası güvenliği, adaleti ve barışı tehlikeye sokmadan, barış yolu ile çözeceklerini belirtmiştir.

Hatta BM Sistemi kuvvet kullanımını açıkça yasaklamıştır. Madde 2/4 şöyle demektedir: “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, gerek Birleşmiş Milletler'in Amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.”

BM Andlaşması’na göre uluslararası sorunlar ya devletler tarafından, ya da BM Örgütü tarafından barışçı yollar çözülecektir. Andlaşma’nın VI. Bölümü sorunların barışçı yollarla nasıl çözüleceğini ayrıntılı olarak anlatmıştır. Buna göre 33. maddede “Devamı uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürebilecek nitelikte bir uyuşmazlığa taraf olanlar, her şeyden önce görüşme, soruşturma, arabuluculuk, uzlaşma, hakemlik ve yargısal çözüm yolları ile, bölgesel kurulu ya da anlaşmalara başvurarak veya kendi seçecekleri başka yollarla buna çözüm aramalıdırlar.” Denmiştir. Yine aynı maddede BM Güvenlik Konseyi de gerekli hallerde ilgili devletleri uyuşmazlıklarını bu araçlarla çözmeye çağırır. Burada ilgilini sorunun uluslar arası güvenliği ve barışı tehlikeye sokup sokmadığının tespiti de önemlidir. Bu nedenle VI. Bölüm 34. madde BM Güvenlik Konseyi’nin gerekli hallerde bu tespiti yapmak için soruşturmada bulunabileceğini söylemektedir. Yine 35. Madde’ye göre BM’in her bir üyesi de böyle bir uyuşmazlık konusunda BM Güvenlik Konseyi’nin ya da BM Genel Kurulu’nun dikkatini söz konusu tehlikeye çekebilir. Sadece üye devletler değil, BM Andlaşması’ndaki barışçıl yollarla çözüm ilkesini baştan kabul eden üye olmayan ülkeler de yine 35. Madde’ye göre böyle bir hakka sahiptirler. 36. Madde’de Güvenlik Konseyi’nin böyle bir uyuşmazlık karşısında yapacakları açıklanmıştır. Buna göre Güvenlik Konseyi taraflarca önerilmiş olan tüm yöntemleri göz önünde bulunduracaktır, uyuşmazlığın herhangi bir evresinde uygun düzeltme yöntem ya da yollarını tavsiye edecektir, uyuşmazlığı sona erdirmek için tavsiyelerde bulunurken uyuşmazlığın taraflarca Uluslar arası Adalet Divanı Statüsü hükümlerine göre Divan’a sunulması gerektiğini de göz önünde bulunduracaktır.

33. Madde’de tanımlanan uyuşmazlık sayılan yollar ile çözemezler ise Güvenlik Konseyi’ne sunacaklardır (37. Madde). Eğer Güvenlik Konseyi uyuşmazlığın devamının gerçekten uluslar arası barış ve güvenliği tehlikeye sokacağı kanaatine varırsa ya 36. Madde’de belirtildiği şekilde davranacaktır, ya da kendi vereceği başka bir kararla hareket edecektir.


BM SİSTEMİNDE KUVVET KULLANIMINA İZİN VERİLDİĞİ DURUMLAR

Kuvvet kullanamama konusundaki bu ısrara karşın kuvvet kullanımı uluslar arası ilişkilerin bir gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır ve BM de kuvvet kullanımına belirli hallerde izin vermiştir. Bu istisnalar dört tanedir ve bunlardan ikisi kuruluş yıllarına aittir. Yani günümüzde iki istisnadan bahsetmek mümkündür:

  • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Meşru müdafaa halinde kuvvet kullanımı (Madde 51) <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Güvenlik Konseyi kararıyla kuvvet kullanımı (VII. Bölüm) <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Güvenlik Konseyi faaliyete geçmeden önce beş sürekli üyenin kuvvet kullanımları. (Madde 106).
  • 2. Dünya Savaşı boyunca ‘düşman’ güçlere karşı kuvvet kullanımı. (Madde 107)
Meşru Müdafaa:

Meşru Müdafaa Hakkı kuvvet kullanımının en önemli istisnalarından birini oluşturmaktadır. BM Şartı’nın 51. Maddesi bu hakkı şu şekilde muhafaza etmektedir: “Bu Antlaşma’nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin do al olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi'ne bildirilir ve Konsey'in işbu Antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez” (Madde 51).
Böylece tek tek üyelerin veya hep birlikte meşru müdafaa hakkı düzenlenmiş olmaktadır. Bu yaklaşıma göre BM üyelerinden herhangi birine veya bir kaçına karşı silahlı bir saldırıda bulunulduğunda Güvenlik Konseyi toplanıp gerekli kararları alıncaya kadar BM üyeleri barışı ve güvenliği koruyabilmek amacıyla tek başına ya da topluca meşru müdafaa hakkını kullanabilirler.
Meşru müdafaa hakkının kullanıldığı hallerde en kısa zamanda üyeler tarafından alınan tedbirler Güvenlik Konseyi’ne rapor edilecektir. Yine BM Şartı’na göre bu hakkın kullanılması ile Güvenlik Konseyi’nin uluslararası barışı ve güvenliği tesisteki görev ve yetkilerinde herhangi bir azalma meydana gelmeyecektir.
BM ORGANLARI KARARIYLA KUVVET KULLANIMI

Kuvvet kullanımının en önemli ikinci istisnasını BM organları kararıyla kuvvet kullanımı oluşturur. Kore Savaşı ve Körfez Savaşı örneklerinde olduğu gibi BM Güvenlik Konseyi barışı ve güvenliği bozduğunu düşündüğü devlete karşı kuvvet kullanılması kararı alabilir. BM Şartı’nın 41. ve 42. maddelerinde belirtildiği üzere güvenliğin ve barışın sağlanması için Güvenlik Konseyi kararlar almak durumundadır. Güvenlik Konseyi kendiliğinden harekete geçebileceği gibi, Genel Kurul da Güvenlik Konseyi’nin dikkatini bir olaya çekebilir. Genel Sekreter’in de böyle bir imkanı vardır. Konsey üyelerinden biri veya başka bir ülke de böyle bir talepte bulunabilir. Ancak Güvenlik Konseyi bu taleplere bağımlı değildir. Güvenlik Konseyi’nin hangi kriterlere göre uluslararası barış ve güvenliğin bozulduğuna, ya da tehdit edildiğine karar vereceği de net değildir. Mevcut örnekler de bu konuda bizlere yol göstermemektedir. Denebilir ki Güvenlik Konseyi’nin bu konuda oldukça geniş bir inisiyatifi vardır. Bu tablodan hareketle Güvenlik Konseyi kararlarının doğruluğunun uluslar arası güç dengelerine bırakıldığı söylenebilir. Zaten kuruluş aşamasında dünyadaki güç dengelerini olabildiğince dengeli temsil ettiğine inanılan Güvenlik Konseyi’nin dünyadaki dengeleri dikkate alarak hareket edeceği düşünülmüştür. Güç kullanımı kararının sadece Kore’de ve Körfez Savaşı’nda alınmış olması da bu gerçeği doğrulamaktadır. Sürekli üyeler arasındaki rekabet ve veto yetkisi bu hakkın keyfi kullanımının en önemli engelleyicisi olmuştur.

“Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi Durumunda Alınacak Önlemler” adını taşıyan VII. Bölüm’de Güvenlik Konseyi’nin kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere ne gibi önlemler alabileceği açıklanmıştır. 39. Madde Güvenlik Konseyi’ne “barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu ya da bir saldırı eylemi olduğunu” saptama, “uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için tavsiyelerde bulunma” yetki ve görevini verir. Güvenlik Konseyi, durumun ağırlaşmasını önlemek üzere, 39. Madde uyarınca tavsiyelerde bulunmadan ya da önlemleri kararlaştırmadan önce, ilgili tarafları gerekli ya da uygun gördüğü geçici önlemlere uymaya da çağırabilir. Bu geçici önlemler tarafların haklarını, iddialarını ya da konumlarını hiçbir biçimde zedelemez. Ayrıca bu geçici önlemlerin yerine getirilmemesi halinde Güvenlik Konseyi bunu gereğince dikkate alacaktır. (Madde 40). Buna rağmen geçici önlemlerin ne olduğu net bir şekilde belirtilmemiş, konu Güvenlik Konseyi’nin taktirine bırakılmıştır.

Güvenlik Konseyi elbette ilk olarak kuvvet kullanımı gerektirmeyen önlemleri deneyecektir. Bunların işe yaramayacağı durumlarda veya yaramadığı durumlarda kuvvet kullanımına geçecektir. Zorlayıcı önlemler diyebileceğimiz önlemler 41. ve 42. maddelerde düzenlenmiştir. 41. Madde de “Güvenlik Konseyi, kararlarını yürütmek için silahlı kuvvet kullanımını içermeyen ne gibi önlemler alınması gerektiğini kararlaştırabilir ve Birleşmiş Milletler üyelerini bu önlemleri uygulamaya çağırabilir. Bu önlemler, ekonomik ilişkilerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer iletişim ve ulaştırma araçlarının tümüyle ya da bir bölümüyle kesintiye uğratılmasını, diplomatik ili kilerin kesilmesini içerebilir” demektedir.
Güvenlik Konseyi öngörülen önlemlerin yetersiz kalacağı ya da kaldığı kanısına varırsa, uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için, hava, deniz ya da kara kuvvetleri aracılığıyla, gerekli saydığı her türlü girişimde bulunabilir. Bu girişimler gösterileri, ablukayı ve Birleşmiş Milletler üyelerinin hava, deniz ya da kara kuvvetlerince yapılacak başka operasyonları içerebilir (42. Madde). 43. Madde’ye göre “Birleşmiş Milletler'in tüm üyeleri, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına katkıda bulunmak üzere, Güvenlik Konseyi’nin çağrısı ile özel anlaşma ya da anlaşmalar uyarınca, uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli silahlı kuvvetleri ve geçit hakkını da içine almak üzere her türlü yardım ve kolaylığı Konsey’in hizmetine sunmayı yüklenirler.”
Tıpkı Milletler Cemiyeti gibi, Birleşmiş Milletler de önlemler alınmasında üyeleri arasında yardımlaşmayı tercih etmektedir (49. Madde). 50. Madde’de ise Güvenlik Konseyi önlemlerinden olumsuz etkilenen üyeler ve diğer devletlerin zararlarına değinilmiş ve “Güvenlik Konseyi tarafından bir devlet aleyhine önleyici ya da zorlayıcı önlemler alındığında, Birleşmiş Milletler üyesi olsun ya da olmasın başka herhangi bir devlet, bu önlemlerin yürütülmesi yüzünden özel ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalırsa, bu devletin, söz konusu sorunların çözümü için Güvenlik Konseyi'ne danışma hakkı vardır” denmiştir.
Zorlayıcı Önlemler

Geçici önlemlerin ne olduğu Sözleşme’de sayılmamışsa da zorlayıcı önlemler anlaşmanın 41. ve 42. maddelerinde düzenlenmiştir. Silahlı müdahale gerektiren ve gerektirmeyen iki tür zorlayıcı önlem bulunmaktadır. Müeyyideler şu şekilde sayılabilir: 1. Diplomatik müeyyideler, 2. Ekonomik müeyyideler, 3. Askeri müeyyideler.

Diplomatik müeyyidelerin ne olduğu katı ve açık bir şekilde sayılmamıştır. Ancak diplomatik ilişkileri kesmek/sınırlandırmak ‘hatalı’ görülen devlete bir mesajdır. Ayrıca uluslar arası sistemde dışlanmak devletlerin bir çok çıkarını zedeleyebilir. Böyle bir yönteme örgüt karar alıp ortaklaşa da gidebilir, üye bir devlet gördüğü zararın karşılığı olarak tek başına da gidebilir. Diplomatik müeyyideler çerçevesinde ilgili devlete çağrılarda bulunulabilir, ihtarlarda bulunulabilir, diplomatik ilişki kesilebilir veya sınırlanabilir, teşkilattan çıkarılabilir, tehditle veya şiddetle elde edilen faydanın vs. tanınmaması.

Diplomatik müeyyidelerin etkisi oldukça sınırlıdır ve çok ciddi sorunlarda fazlaca işe yaramadığı deneyimlerle kanıtlanmıştır.

Ekonomik müeyyideler diplomatik müeyyidelere göre daha somut sonuçları olan önlemlerdir. Ekonomik ilişkilerin kısmen ya da tamamen kesilmesine ekonomik müeyyide denebilir. BM Kore Savaşı’nda Çin ve Kuzey Kore’ye karşı böyle bir yola başvurmuş ve silah-stratejik madde ambargosu uygulanmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere ambargo sadece belli başlı maddelere karşı olabileceği gibi tüm ekonomik mallara/servislere karşı da olabilir. Ekonomik müeyyide çerçevesinde ticari temsilcilikler çekilebilir, ambargo, abluka vb. uygulanabilir.

Ambargoda bir devletin deniz-hava limanlarında ya da karasularında bulunan ulaşım araçlarının buralardan çıkmamaları veya o ülkenin yüklerini taşımamaları sağlanır. Ambargo yoluyla üzerinde ambargo uygulanan ülke belli politikalara zorlanmaya çalışılır. Bunu birkaç mal üzerinde ambargo uygulanması sağlayabileceği gibi tüm mallar üzerinde kurulacak bir ambargo da sağlayabilir. Ambargonun sivillerin hayatını, özellikle çocuk, yaşlı ve hastaların hayatını sekteye uğratmaması gerekir. Bu nedenle temel gıda maddeleri, ilaç gibi malların geçişinde kolaylık sağlanmalıdır. Buna karşın hala ambargolar ilk önce sivillerin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Abluka ise bir devletin dış dünya ile bağlantısının sıkı bir şekilde kesilmesi anlamına gelir.

Askeri müeyyidelere gelecek olur isek, hatırlanacağı üzere bunları yukarıda açıklamıştık. BM askeri operasyonlar için kendi askeri gücünü oluşturmak istemiştir ve BM Şartı da bunu tanımlamıştır. Ancak BM üyeleri arasındaki rekabet böyle bir gelişmeye izin vermemiştir. Güvenlik Konseyi’ne kuvvetlerin komutası, yönlendirilmesi, askeri konularda tavsiyelerde bulunulması ve desteklenmesi konusunda yardımcı olacak Kurmay Komitesi kurulamadı. Bunun yerine üyelerin güçleri BM kararlarında kullanıldı. Her bir olayda farklı çözümler de geliştirildi. BM’nin kuvvet kullanımına gittiği olayları 42. Madde ile açıklayabilmek zordur.


EKLER – BM Şartı’nın İlgili Maddeleri
---------------------------------------------

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİ
GİRİŞ Kısmı:

Biz Birleşmiş Milletler halkları
bir insan yaşamı içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle kadınların ve büyük uluslarla küçük ulusların hak eşitliğine olan inancımızı yeniden ilan etmeye, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları yaratmaya ve daha geniş bir özgürlük içinde daha iyi yaşama koşulları sağlamaya, sosyal bakımdan ilerlemeyi kolaylaştırmaya, 
ve bu amaçlara ulaşmak için : 
hoşgörüyle davranmaya ve iyi komşuluk anlayış içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye, ortak yarar dışında silahlı kuvvet kullanılmamasını sağlayacak ilkeleri kabul etmeye ve yöntemleri benimsemeye, tüm halkların ekonomik ve sosyal bakımdan ilerlemesini kolaylaştırmak için uluslararası kurumlardan yararlanmaya, 
istekli olarak, bu amaçları gerçekleştirmek için çaba harcamaya karar verdik 
Buna uygun olarak, hükümetlerimiz, San Francisco kentinde toplanan ve yetki belgeleri usulüne uygun görülen temsilcileri aracılığıyla işbu Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı kabul etmişler ve Birleşmiş Milletler adıyla anılacak bir uluslararası örgüt kurmuşlardır.

-------------------------------------------

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİ
VI. BÖLÜM: Uyuşmazlıkların Barışçı Yollarla Çözülmesi
33. Madde
1. Devamı uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürebilecek nitelikte bir uyuşmazlığa taraf olanlar, her şeyden önce görüşme, soruşturma, arabuluculuk, uzlaşma, hakemlik ve yargısal çözüm yolları ile, bölgesel kurulu ya da anlaşmalara başvurarak veya kendi seçecekleri başka yollarla buna çözüm aramalıdırlar. 
2. Güvenlik Konseyi, gerekli gördüğünde, tarafları aralarındaki uyuşmazlığı bu gibi yollarla çözmeye çağırır. 
34. Madde
Güvenlik Konseyi, herhangi bir uyuşmazlık veya uluslarararası bir anlaşmazlığa yol açabilecek ya da uyuşmazlık doğurabilecek bir durum konusunda, bu uyuşmazlık ya da durumun süregitmesinin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürme eğiliminde olup olmadığını saptamak için soruşturmada bulunabilir. 
35. Madde
1. Birleşmiş Milletler'in her üyesi herhangi bir uyuşmazlık ya da 34. Maddede öngörülen nitelikte bir duruma Güvenlik Konseyi'nin ya da Genel Kurul'un dikkatini çekebilir.
2. Birleşmiş Milletler üyesi olmayan bir devlet, taraf olduğu herhangi bir uyuşmazlık konusunda, işbu Antlaşma'da öngörülen barışçı yollarla çözme yükümlülüğünü bu uyuşmazlık için önceden kabul etmek koşuluyla, Güvenlik Konseyi'nin ya da Genel Kurul'un dikkatini çekebilir. 
3. Bu madde uyarınca dikkatine sunulan işlere ilişkin olarak Genel Kurul'un girişeceği işlemler, 11 . ve 12. Maddelerin hükümlerine bağlı olacaktır. 
36. Madde
1. Güvenlik Konseyi, 33. Madde'de belirtilen nitelikte bir uyuşmazlığın ya da benzeri bir durumun herhangi bir evresinde, uygun düzeltme yöntem ya da yollarını tavsiye edebilir. 
2. Güvenlik Konseyi, bu uyuşmazlığın çözülmesi için taraflarca önceden kabul edilmiş olan tüm yöntemleri gözönünde tutacaktır. 
3. Güvenlik Konseyi bu Madde'de öngörülen tavsiyelerde bulunurken, genel kural olarak, hukuksal nitelikteki uyuşmazlıkların taraflarca Uluslararası Adalet Divanı Statüsü hükümlerine göre Divan'a sunulması gerektiğini de gözönünde tutacaktır. 
37. Madde
1. 33. Madde'de belirtilen nitelikte bir uyuşmazlığa taraf olanlar sözkonusu uyuşmazlığı anılan maddede gösterilen yollarla çözmeyi başaramazlarsa, Güvenlik Konseyi'ne sunarlar. 
2. Güvenlik Konseyi bir uyuşmazlığın süregitmesinin gerçekten uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye soktuğu kanısına varırsa, 36. Madde uyarınca mı hareket edeceğini yoksa uygun gördüğü başka çözüm yolları mı tavsiye edeceğini kendisi kararlaştırır. 
38. Madde
Güvenlik Konseyi, 33-37. Maddeler hükümlerini zedelemeksizin, bir uyuşmazlığa taraf olanların tümünün istemesi halinde bu uyuşmazlığın barışçı yollarla çözülmesi için taraflara tavsiyelerde bulunabilir.
------------------------------------------
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİ
VII. BÖLÜM: Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi Durumunda Alınacak Önlemler
39. Madde
Güvenlik Konseyi, barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu ya da bir saldırı eylemi olduğunu saptar ve uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için tavsiyelerde bulunur veya 41 ve 42. Maddeler uyarınca hangi önlemler alınacağını kararlaştırır. 
40. Madde
Güvenlik Konseyi, durumun ağırlaşmasını önlemek üzere, 39. Madde uyarınca tavsiyelerde bulunmadan ya da önlemleri kararlaştırmadan önce, ilgili tarafları gerekli ya da uygun gördü ü geçici önlemlere uymaya çağırabilir. Bu geçici önlemler tarafların haklarını, iddialarını ya da konumlarını hiçbir biçimde zedelemez. Bu geçici önlemlerin yerine getirilmemesi halinde Güvenlik Konseyi bunu gereğince dikkate alacaktır. 
41. Madde
Güvenlik Konseyi, kararlarını yürütmek için silahlı kuvvet kullanımını içermeyen ne gibi önlemler alınması gerektiğini kararlaştırabilir ve Birleşmiş Milletler üyelerini bu önlemleri uygulamaya çağırabilir. Bu önlemler, ekonomik ilişkilerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer iletişim ve ulaştırma araçlarının tümüyle ya da bir bölümüyle kesintiye uğratılmasını, diplomatik ili kilerin kesilmesini içerebilir. 
42. Madde
Güvenlik Konseyi, 4. Madde'de öngörülen önlemlerin yetersiz kalacağı ya da kaldığı kanısına varırsa, uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için, hava, deniz ya da kara kuvvetleri aracılığıyla, gerekli saydığı her türlü girişimde bulunabilir. Bu girişimler gösterileri, ablukayı ve Birleşmiş Milletler üyelerinin hava, deniz ya da kara kuvvetlerince yapılacak başka operasyonları içerebilir. 
43. Madde
1. Birleşmiş Milletler'in tüm üyeleri, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına katkıda bulunmak üzere, Güvenlik Konseyi'nin çağrısı ile özel anlaşma ya da anlaşmalar uyarınca, uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli silahlı kuvvetleri ve geçit hakkını da içine almak üzere her türlü yardım ve kolaylığı Konsey'in hizmetine sunmayı yüklenirler. 
2. Bu anlaşma ya da anlaşmalarda, sözkonusu kuvvetlerin sayısı, niteliği hazırlık derecesi ve genel mevkileri ile, sağlanacak kolaylık ve yardımın niteliği belirlenecektir. 
3. Anlaşma ya da anlaşmalar, Güvenlik Konseyi'nin girişimi ile, mümkün olan en kısa zamanda görüşülecektir. Anlaşmalar, Güvenlik Konseyi ile örgüt üyeleri arasında ya da Güvenlik Konseyi ile ülke grupları arasında yapılacak ve imzalayan devletlerce, herbirinin anayasası gereğince, onaylanacaktır. 
44. Madde
Güvenlik Konseyi kuvvet kullanmaya karar verdiği zaman, Konsey'de temsil edilmeyen bir üyeyi, 43. Madde uyarınca üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için silahlı kuvvet vermeye çağırmadan önce, o üyeyi, dilerse, o üyenin kendi silahlı kuvvetlerine bağlı birliklerin kullanılmasına ilişkin Güvenlik Konseyi kararlarına katılmaya çağıracaktır. 
45. Madde
Birleşmiş Milletler'in ivedi askeri önlemler alabilmesini sağlayabilmek üzere üyeler, birleşik uluslararası zorlayıcı önlemleri yürütmek için derhal kullanılabilecek ulusal hava kuvveti birlikleri bulunduracaklardır. Bu birliklerin gücü ve hazırlık derecesi ile, bunların birlikte hareketini düzenleyen planlar, 43. Madde'de belirtilen özel anlaşmanın ya da anlaşmaların öngördüğü sınırlar içinde, Askeri Kurmay Komitesi'nin yardımı ile Güvenlik Konseyi'nce belirlenecektir. 
46. Madde
Silahlı kuvvet kullanılması için planları, Askeri Kurmay Komitesi'nin yardımı ile Güvenlik Konseyi hazırlar. 
47. Madde
1. Uluslararası barış ve güvenliğin korunması, Güvenlik Konseyi'nin buyruğu altına konulan kuvvetlerin kullanılması ve yönetilmesi, silahsızlanmanın düzenlenmesi ve muhtemel bir silahsızlanmanın gerçekleştirilmesi için Konsey'e gerekli olan askeri ihtiyaçlara ilişkin her konuda Güvenlik Konseyi'ne danışmanlık yapacak ve ona yardımcı olacak bir Askeri Kurmay Komitesi kurulacaktır. 
2. Askeri Kurmay Komitesi, Güvenlik Konseyi'nin sürekli üyelerinin Kurmay Başkanları'ndan ya da onların temsilcilerinden olu ur. Kurmay Komitesi'nde sürekli olarak temsil edilmeyen herhangi bir Birleşmiş Milletler üyesinin Komite çalışmalarına katılması Komite'nin görevini iyi yapabilmesi için gerekli olduğu zaman, Komite bu üyeyi kendisiyle işbirliği yapmaya çağırır. 
3. Askeri Kurmay Komitesi, Güvenlik Konseyi’nin yetkisi altında Konsey'in emrine verilen tüm silahlı kuvvetlerin stratejik açıdan yönetilmesinden sorumludur. Bu kuvvetlerin komutasına ilişkin sorunlar daha sonra çözülecektir. 
4. Askeri Kurmay Komitesi, Güvenlik Konseyi'nin izniyle ve uygun bölgesel kuruluşlara danıştıktan sonra, bölge alt komiteleri kurabilir. 
48. Madde
1 . Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusundaki kararlarının yürütülmesi için gerekli önlemler, Birleşmiş Milletler'in tüm üyeleri ya da bunlardan bazıları tarafından alınır. 
2. Bu kararlar, Birleşmiş Milletler üyeleri tarafından doğrudan doğruya ve üyesi bulundukları uluslararası kuruluşlar içindeki eylemleriyle yürütülürler. 
49. Madde
Birleşmiş Milletler üyeleri, Güvenlik Konseyi'nin kararlaştırdığı önlemlerin yürütülmesinde birbirlerine karşılıklı yardımcı olmak için işbirliği yaparlar. 
50. Madde
Güvenlik Konseyi tarafından bir devlet aleyhine önleyici ya da zorlayıcı önlemler alındığında, Birleşmiş Milletler üyesi olsun ya da olmasın başka herhangi bir devlet, bu önlemlerin yürütülmesi yüzünden özel ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalırsa, bu devletin, söz konusu sorunların çözümü için Güvenlik Konseyi'ne danışma hakkı vardır. 
51. Madde
Bu Antlaşma'nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin do al olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi'ne bildirilir ve Konsey'in işbu Antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez. 
Hazırlanma Tarihi: Ekim 2005, s.l.
USAK Uluslararası Hukuk Notları

Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Beyannamesi



I-HEDEFLER
Madde 1: Bütün ülkelerdeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerin menfaatlerini ve ihtiyaçlarını gözönüne alarak tüketicilerin çoğu zaman ekonomik şartlar, eğitim seviyeleri ve pazarlık gücü yönünden dengesizliklerle karşılaştıklarının idrakinde olarak; ve adil, tarafsız ve idame ettirilebilecek ekonomik ve sosyal bir gelişmeyi teşvik etmenin önemi kadar, tüketicilerin zararlı olmayan ürünlere erişme haklarına sahip olması gerektiği düşüncesi ile tüketicinin korunmasına ilişkin temel esaslar aşağıdaki şu hedefleri ihtiva eder:
a) Ülkelere, halklarına, tüketici olarak yeterli korumayı sağlamak ve idame ettirmek yönünde yardımcı olmak.
b) Tüketicilerin ihtiyaçlarına ve isteklerine cevap verecek üretim ve dağıtım şekillerini kolaylaştırmak,
c) Malların üretimi ve dağıtımı ve tüketicilere hizmet vermekle iştigal edenler için yüksek ahlaki davranış seviyesini teşvik etmek,
d) Tüketicileri olumsuz yönde etkileyen ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunan bütün teşebbüslerin iş yolsuzluklarına mani olmak için ülkelere yardımcı olmak,
e) Bağımsız tüketici gruplarının gelişmesini kolaylaştırmak,
f) Tüketiciyi koruma alanında uluslararası işbirliğini kolaylaştırmak,
g) Tüketiciye daha düşük fiyatlarla daha çok seçenek temin edecek pazar şartlarının gelişmesini teşvik etmek.

II- GENEL İLKELER
Madde 2: Hükümetler, aşağıda belirtilen ilkeleri gözönünde tutarak güçlü bir tüketiciyi koruma politikası geliştirip, kuvetlendirmeli veya idame ettirmelidir. Bunu yaparken her hükümet, tüketicilerin korunması ve sosyal şartları ile halkının ihtiyaçları dogrultusunda ve önerilen tedbirlerin bedelini ve yararlarını idrak etmiş olarak kendi önceliklerini tayin etmelidirler.
Madde 3: Tüketicilerin karşılanması istenilen yasal ihtiyaçları şunlardır:
a) Tüketicilerin kendi sağlık ve güvenliklerine karşı tehlikelerden korunması,
b) Tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin geliştirilmesi ve korunması,
c) Tüketicilere, kendi ferdi istek ve ihtiyaçlarına göre bilinçli seçim imkanı saglamak için yeterli bilgilere erişim sağlanması,
d) Tüketici eğitimi,
e) Etkili bir hata telafi merciinin tüketicilere temini,
f) Tüketici ve diğer ilgili grup ve kurulusların olusturulması özgürlüğü ve bu gibi kuruluşların kendilerini etkileyen karar verme işlemlerinde kendi görüşlerini ortaya koyma fırsatı,
Madde 4: Hükümetler, tüketiciyi koruma politikalarını geliştirmek, uygulamak, kontrol etmek için yeterli bir altyapı temin etmeli ve idame ettirmelidir. Tüketiciyi koruma tedbirlerinin, nüfusun tüm bölümlerinin, bilhassa kırsal nüfusun menfaatleri için uygulanmasını saglamak amacıyla özel çaba harcanmalıdır.
Madde 5: Bütün teşebbüsler, sınırları içinde iş yaptıkları ülkelerin ilgili kanun ve kurallarına uymalıdırlar. Ayrıca sözkonusu ülkenin yetkili kişilerince kabul edilmiş bulunan uluslararası koruma standartlarının uygun hükümlerine itaat etmelidirler.
Madde 6: Tüketiciyi koruma politikası gelistirilirken araştırma yapan üniversiteler ile özel ve kamu teşebbüslerinin olumlu rolünün potansiyeli gözönünde bulundurulmalıdır.

III- ESASLAR
Madde 7: asağıdaki esaslar hem mahalli olarak üretilen mal ve hizmetlere, hem de ithal edilenlere uygulanmalıdır.
Madde 8: Tüketiciyi korumak için herhangi bir usul veya kural tatbik edilirken bunların uluslararası ticarete engel teşkil etmemesine ve uluslararası ticaret taahhütleri ile uyumlu olmalarını temin etmek için gerekli özen gösterilmelidir.
(Bu esaslardan ülkemiz için öncelikli olanlar aşağıdadır.)A- FİZİKİ GÜVENLİK:
Madde 10: İmalatçıların ürettiği malların öngörülen veya tahmini normal kullanım süreleri boyunca güvenli olmalarını sağlamak için uygun politikalar temin edilmelidir. Malları pazara getirmekle yükümlü olanlar, bilhassa müteahhitler, ihraç ve ithal edenler, parakendeciler ve benzerleri (Bunlar bundan böyle dağıtımcılar olarak anılacaktır) bu malların uygunsuz muamele veya depolama sonucunda güvenli olmayan bir hale gelmiş olmamasına ve bu mallar kendi gözetimleri altında iken uygunsuz muamele veya depolama sebebiyle güvenli olmayan bir hale gelmemelerini saglamalıdırlar. Tüketiciler malların usulüne uygun kullanımı hususunda uyarılmalı ve öngörülen veya tahmini kullanım süresince içerebilecekleri tehlikeler bildirilmelidir. Önemli güvenlik bilgileri mümkün olan her yerde tüketiciye uluslararası anlaşılabilen sembolller vasıtasıyla aktarılmalıdır.
Madde 11: İmalatçıların veya dağıtımcıların ürünlerinin pazara çıkartılmasından sonra, daha önce farkedilmeyen tehlikelerin farkına varıldığında, ilgili yetkilileri ve gerekirse halkı, vakit geçirmeden haberdar etmeleri uygun politikalarla temin edilmelidir. Hükümetler de, tüketicilerin bu gibi tehlikeler hakkında uygun şekilde haberdar edilmelerini temin için yollar araştırmalıdır.
Madde 12: Hükümetler gerektiğinde bir ürünün ciddi bir şekilde hatalı oldugu veya usulünce kullanıldığı taktirde dahi külliyetli ve şiddetli bir tehlike arzettiği tespit edilirse, imalatçıların veya dağıtımcıların o malı geri almasını ve değiştirmesini veya ta'dil etmesini veya yerine başka bir ürün vermesini ve bunları makul bir zaman içinde yapması kabil değilse, tüketicinin yeterli şekilde tazminini sağlayacak politikaları benimsetmelidirler.

B- TÜKETİCİLERİN EKONOMİK KARLARININ İYİLEŞTİRILMESİ VE KORUNMASI
Madde 14: Hükümetler, mal ve hizmetlerin temini ile ilgili imalatçılar, dağıtımcılar ve diğerlerinin yürürlükteki kanunlara ve zorunlu standartlara uymalarını sağlamak suretiyle tüketicilerin ekonomik çıkarlarına aykırı olan icraatlari önleme gayretlerini artırmalıdırlar.
Madde 15: Tüketici kuruluşları, gıdaların katkı maddeleri ile saflıklarının bozulması, pazarlama sırasında yanlış veya yanıltıcı beyanlarda bulunulması gibi hileli uygulamaları izlemeleri için teşvik edilmelidir.
Madde 16: Hükümetler, malların makul dayanıklılık, kullanışlılık ve güvenirlilik ve kullanım maksatlarına uygunluk gereklerinin yerine getirildiğini gözetmeleri mecburiyetini açiklayan politikaları geliştirmeli veya idame ettirmelidirler. Benzer politikalar hizmetlerin temini için de uygulanmalıdır.
Madde 17: Hükümetler, tüketicilere en çok ürün ve hizmet seçeneğinin en düşük fiyatlarla temini için adil ve etkin bir rekabeti teşvik etmelidirler.
Madde 18: Hükümetler, gereken hallerde imalatçıların veya parakendecilerin güvenilir ve satış sonrası hizmeti ve yedek parçaları yeterli bir şekilde temin etmelerini saglamalıdırlar.
Madde 19: Tüketiciler, tek taraflı standart sözleşmeler ve sözleşmeler içinde temel hakların bulunmaması gibi sözleşme yolsuzluklarına ve satıcıların vicdana aykırı kredi şartları uygulamalarına karşı korunmalıdırlar.
Madde 20: Satiş yükseltici pazarlama ve satiş faaliyetleri tüketicilere adil muamele edilmesi prensibi ile yönlendirilmeli ve hukuki gereksinimlere uyulmalıdır. Bu tüketicilerin bilinçli ve de verilen bilgilerin dogru olması gereklerini saglayacak tedbirleri içerir.
Madde 21: Hükümetler tüketici mallarının her yönü hakkında doğru bilgilerin serbest akışına tüm ilgililerin iştiraklerini teşvik etmelidirler.
Madde 22: Hükümetler, kendi milli bünyeleri içinde ve tüketici kuruluşlarıyla işbirliği yaparak, tüketicilerin yeterli korunması için pazarlama ve diğer iş faaliyetlerinde kuralların belirlenmesini ve uygulanmasını teşvik etmelidir.
Madde 23: Hükümetler muntazaman ölçüler ve ayarlarla ilgili kanunları gözden geçirmeli ve bu kanunların infaz mekanizmasının yeterliliğini değerlendirmelidir.

C- TÜKETECİ MALLARI VE HİZMETLERİNİN GÜVENLİK VE KALİTESİ İÇİN STANDARTLAR
Madde 26: Hükümetler temel tüketim malları ile hizmetlerin güvenlik, kalite ve performanslarını testlere tabi tutarak sınayabilecek ve belgeleyecek tesislerin mevcudiyetini teşvik ve temin etmelidirler.

E- TÜKETİCİLERE TANZİM İMKANI SAĞLAMA TEDBİRLERİ
Madde 28: Hükümetler tüketicilerin veya uygun oldugu takdirde ilgili kuruluşların süratli, adil, ucuz ve ulaşılabilir resmi veya gayriresmi usullerle tazmin edilebilmeleri imkanını sağlayacak hukuki veya idari tedbirleri tesis ve idame ettirmelidir. Bu gibi usuller özellikle düsük gelirli tüketicilerin ihtiyaçlarını göz önüne almalıdır.
Madde 29: Hükümetler geçeci uyuşmazlıklarının, adil, süratli ve gayriresmi yoldan çözebilecek teşebbüsleri teşvik etmeli ve tüketicilere danışmanlık hizmetleri ve gayriresmi şikayet usulleri hakkında yardımcı olacak gönüllü mekanizmaları tesis etmelidir.
Madde 30: Mevcut tazmin şekilleri ve diğer uyuşmazlık çözme usulleri hakkındaki bilgiler tüketiciye sunulmalıdır.

F- EĞİTİM VE BİLGİ PROGRAMLARI
Madde 31: Hükümetler ilgili halkın kültürel geleneklerini de göz önüne alarak, genel tüketici eğilim ve bilinçlendirme programlarının geliştirilmesini sağlamalı veya teşvik etmelidir. Bu gibi programların amacı halkın kendi hak ve sorumluluklarının idrakında olarak mal ve hizmetleri bilinçli bir şekilde seçebilmesi ve bu şekilde ayırım yapabilen tüketici olmalarına imkan saglanmaktadır. Bu programların geliştirilmesinde gerek kırsal, gerekse kent kesimindeki düşük gelirli ve okuma yazma bilmeyen mağdur tüketicilere özel önem verilmelidir.
Madde 32: Tüketici eğitimi, müsait olduğunda öğrenim sisteminin temel müfredatının tercihan mevcut konuların bölünmez bir parçası haline getirilmelidir.
Madde 33: Tüketici eğitim ve bilinçlendirme programları aşağıda belirtilen önemli yönleri de kapsamalıdır:
a) Sağlık, beslenme, gıda kökenli hastalıkların ve gıdalara gereksiz katkı maddelerinin konulmasının önlenmesi,
b) Ürün tehlikeleri,
c) Ürünlerin etiketlenmesi,
d) İlgili kanunlar, tazmin sağlanması ve tüketiciyi korumak için teşkilatlar ve kuruluşlar,
e) Ölçüler ve ayarlar, fiyatlar, kalite, kredi şartları ve temel ihtiyaçların mevcudiyeti hakkında bilgiler,
f) Gerekirse kirlilik ve çevre.
Madde 34: Hükümetler tüketici kuruluslar ve basın dahil diğer ilgili grupları eğitim ve bilinçlendirme programlarını özellikle kırsal kesim ve kentteki düşük gelirli tüketicilerin menfaatine önem vererek ele almaları için teşvik etmelidir.
Madde 35: İş kesimi müsait olduğunda, gerçeğe uygun ve geçerli tüketici eğitim ve bilinçlendirme programları yapmalı veya bunlara iştirak etmelidir.
Madde 36: Kırsal kesim tüketicilerini ve okuma yazma bilmeyen tüketicileri dikkate alarak, hükümetler müsait oldugunda, toplu basın ve yayında tüketici bilgi programlarının geliştirilmesini sağlamalı veya teşvik etmelidir.
Madde 37: Hükümetler tüketici bilinçlendirme ve ögrenim programlarının yürütülmesini sağlayabilmek için eğitimcilere, toplu iletişim uzmanlarına ve tüketici danişmanlarına uygun eğitim programları düzenlemeli ve bunları teşvik etmelidirler.